Tuesday, September 02, 2014

İRAN CEZAEVLERİ:İŞKENCE, TECAVÜZ VE CİNAYETLER

http://irananaliz.wordpress.com/2009/12/11/iskence-tecavuz-cinayet-ve-iranli-doktorun-sonu/

İRAN CEZAEVLERİ:İŞKENCE, TECAVÜZ VE CİNAYETLER

İRAN ANALİZ /Adı işkenceler ve cinayetlerle anılan Kahrizak gözaltı merkezinde doktor olarak çalışan Ramin Purandercani adlı 26 yaşındaki şahsın 10 Kasım 2009, Salı günü uykusunda iken öldüğü iddia edildi. Ancak İran kaynaklı haber siteleri ölüm sebebinin tartışmalı ve şüpheli olduğuna dikkat çekiyor. Peyke Iran adlı internet sitesi Purandercani (Pourandarjani)’ye ait olduğunu ileri sürdüğü Facebook’ta bir fotoğrafı yayımladı.

Müteveffa doktor seçim sürecini protesto eden tutuklulara yönelik kötü muamele ve cinayetleri soruşturan komisyona bir tanık olarak ifade vermeye çağrılmıştı. Bilindiği gibi sayıları azımsanamayacak kadar fazla gösterici fanatik Şii Besicler tarafından tutuklandı; bunlar İran cezaevlerinde işkence, tecavüz ve dahası cinayetle sonuçlanan saldırılara maruz kaldılar. Yoruma neden bırakmayacak fotoğraflar ve sorulması gereken can alıcı sorular…

Ramin Purandercani askeri görevini Kahrizak gözaltı merkezinde bir hekim olarak yerine getirmekteydi. Ölüm sebebi hakkındaki iddialar tartışma konusu. Nevruz sitesinin aktardığına göre Purandercani kendi hayatına kıydı, ancak Roşangari adlı sitedeki haberlerde ise suikastla ilgili şaşılası bilgilere yer veriliyor.

Roşangari’ye göre Dr. Ramin Salı günü erken saatlerde Tahran’daki polis sağlık merkezi binasındaki yurtta öldü. Ailesine kalp krizi geçirdiği söylendi.

Kahrizak Tutuklu Merkezinde bulunan protestoculara yönelik işlenen cinayetler o kadar ayyuka çıktı ki Şii İran resmi basını ve kaynakları bunu İran ve dünya kamuoyundan gizleyemedi. Bunun üzerine Şii lider Ali Hamaney Temmuz ayının sonlarında buranın kapatılması emrini verdi. Tabi bu esnada protestocuların tutulduğu geçici cezaevinin kapatılıp kapatılmadığı ise bilinmiyor. Ancak bilinen tek şey Ahmedinecat’ın hileli seçimi ve Şii İran Devletinin baskıcı politikasına karşı sokaklara çıkan ve tutuklanan çok sayıdaki göstericilerin işkence, kötü muamele ve insan hakları ihlallerine maruz kaldığı cezaevlerinde halen mahkum oldukları gerçeği.

Dr. Purandarcani Kahrizak’ta ölümünden iki gün önce kendisini gördüğü 25 yaşındaki Muhsin Ruhulemini adlı şahıs da dahil bazı tacizde bulunan kurbanları incelemişti. 10 Temmuz günü işkence sonucu Ruhulemini adlı genç öldürülmüş, bu olay fanatik muhafazakarlar arasında bile tepkiye neden olmuştu. Çünkü mezkur genç İran Devrim Muhafızları önde gelen yardımcılarından ve cumhurbaşkanlığı adaylarından Muhsin Rızai’nin oğluydu!!

Dr. Purandarcani rejim ve Sağlık Bakanı Kamuran Lankarani’nin ısrar ettiği gibi Ruhulemini’nin menenjit’ten öldüğü yönündeki iddiayı reddetti ve Temmuzun sonunda bir haftalığına tutuklandı. Sonrasında tıbbi araştırmanın neticesinde serbest bırakıldı.

Yine mütevvaffa genç doktor serbest bırakıldığından sonra da NAJAR (Niroye Intizameyi Cumhuriyeyi İslami) İslam Cumhuriyeti Güvenlik / Polis Güçlerine bağlı bir araştırma birimince, askeri yetkililerce ve tıbbi araştırma ofisine bağlı ilgili birimlerce sorgulandı. Ancak Kahrizak’taki cinayetler ve bunları işleyenleri gayet iyi bilen doktor da Muvcih Sabze Azadi sitesine göre rejim güçlerince baskı altına alındı ve tehdit edildi.

Doktorun cesedi ailesi olmaksızın yıkandı ve kefenlendi. Cesedi Tebriz’e götürüldü ve Perşembe günü burada gömüldü.

Kahrizak gözetleme merkezindeki cinayetler ve işkenceler için kurulan sözde özel araştırma komisyonunun raporu da zaten gecikmeli ve sorunlarla örülü olarak yayımlandı.

Öte yandan işkence, tecavüz ve cinayetlerin yaşandığı Kahrizak’ta bu fiilleri yapan hiçbir kişi resmi olarak  itham edilmedi ve tanımlanmadı. Bununla birlikte Doktor Purandarcani sağlıkta ihmalkarlık ve tehlike oluşturduğ gibi bir iddiayla beş yıllığına cezaevine gönderildi ve diploması iptal edildi.

Şii İran Cumhuriyetinde devrimden bu yana birçok geniş kapsamlı protesto gösterileri ve muhalif cenahın eylemleri oldu. Bu nedenlerle 1990lar ve 2000′lerin başlarında birçok entelektüel ve muhalif rejim tarafından öldürüldü. Bunlar zincirleme cinayetler olarak adlandırıldı. Örneğin tutuklanan rejimin önde gelen yetkililerinden biri olan Said İmami’nin şüpheli koşullarda cezaevinde intihar ettiği iddia edildi.

Türkiye’deki insan hak ve hukuk derneklerinin, teşkilatların ve bu alanda aktif faaliyet yürüten kişilerin İran’da yaşanan ve kitlesel olarak insanların işkence, tecavüz ve cinayete uğradığı bu ihlallere karşı bir şey yapmıyor olmaları sorulması gereken bir soru olarak ortada duruyor? Bu sorulara belki şunlar da eklenebilir:

1- TÜRKİYE’DEKİ İNSAN HAKLARI TEŞKİLATLARI NEDEN İRAN’A GİDEREK CEZAEVLERİNİ ZİYARET ETMİYOR?

2- NEDEN BUNLAR,  TOPLU CİNAYET OLAYLARINI ARAŞTIRMIYOR?

3- SUÇU KANITLANMAKSIZIN İÇERİ ATILAN VE UZUN SÜREDİR KÖTÜ MUAMELEYE MARUZ KALAN ÖĞRENCİLER İÇİN NEDEN BİR ADIM ATILMIYOR?

4- İRANLI STKLAR İLE İRTİBATA GEÇEREK İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİ RAPORLAYIP BUNLAR NEDEN TÜRKİYE VE DÜNYA KAMUOYUNA SUNULMUYOR?

İran Analiz

This entry was posted in İran Devrim Muhafızları. Bookmark the permalink.

Leave a Reply